İzmir Demokrasi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arif Bağbaşlıoğlu, DSRB'nin kuruluş süreci, hedefleri ve NATO'nun gelecekteki güvenlik mimarisine olası etkilerini değerlendirdi.NATO Savunma Finansmanında Yeni Bir Sayfa Açıyor
Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde, Avrupa'nın savunma kapasitesinin artırılması ve müttefikler arasında daha dengeli yük paylaşımı sağlanması ön plana çıktı.Zirvenin dikkat çeken başlıklarından biri ise Kanada Başbakanı Mark Carney'nin, NATO üyesi sekiz ülke ve Ukrayna'nın desteğiyle DSRB'nin kurulacağını açıklaması oldu.Kanada merkezli olarak planlanan ve 2027 yılında faaliyete başlaması hedeflenen banka, NATO'nun resmi kurumu olmayacak. Ancak savunma projeleri, kritik altyapılar ve güvenlik yatırımları için uzun vadeli finansman sağlayacak yeni nesil bir yapı olarak faaliyet gösterecek.DSRB Savunma Sanayisine Uzun Vadeli Kaynak Sağlayacak
Yeni finansman modeliyle savunma sanayii şirketlerine doğrudan kredi verilmesi, ticari bankaların sağladığı finansmanların garanti altına alınması ve özellikle küçük ile orta ölçekli işletmelerin kritik projelere erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.Uzmanlara göre DSRB, NATO'nun son yıllarda oluşturduğu NATO İnovasyon Fonu ve DIANA (Kuzey Atlantik Savunma İnovasyon Hızlandırıcısı) gibi girişimlerin devamı niteliğinde olacak.2021 Brüksel Zirvesi'nde kurulan 1 milyar avroluk NATO İnovasyon Fonu kritik teknolojilere yatırım yaparken, DIANA ise savunma teknolojilerinde inovasyonu hızlandırmayı amaçlıyor.Yeni Güvenlik Anlayışı Sadece Askeri Güçten İbaret Değil
NATO'nun yeni güvenlik yaklaşımı; enerji altyapıları, ulaştırma ağları, dijital sistemler, kritik üretim tesisleri ve tedarik zincirlerini de güvenliğin ayrılmaz parçaları olarak değerlendiriyor.Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında birçok Avrupa ülkesinin yüksek savunma bütçelerine rağmen mühimmat üretimi, kritik ham madde tedariki ve savunma teknolojilerinde ciddi kapasite sorunları yaşaması, yeni finansman modelinin önemini artırdı.Bu nedenle DSRB'nin yalnızca bütçeleri değil, gerçek üretim kapasitesini artıracak yatırımları desteklemesi hedefleniyor.Türkiye'nin Savunma Sanayisi DSRB'de Öne Çıkıyor
Türkiye'nin DSRB'nin kurucu ülkeleri arasında yer alması, son yıllarda savunma sanayisinde kaydedilen ilerlemelerin uluslararası alanda da dikkat çektiğini gösteriyor.İnsansız hava sistemleri, elektronik harp teknolojileri ve yüksek katma değerli savunma ürünleriyle öne çıkan Türk savunma sanayisi, uluslararası pazarda etkinliğini artırmayı sürdürüyor.Türk savunma ihracatının 10 milyar dolar seviyesini aşması ve SIPRI tarafından yayımlanan dünyanın en büyük 100 savunma şirketi listesinde beş Türk firmasının yer alması, Türkiye'nin projedeki stratejik konumunu güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.Büyük Ekonomilerin Katılımı Belirleyici Olacak
Uzmanlara göre DSRB'nin uzun vadeli başarısı; bankanın sermaye yapısına, yeni ülkelerin katılımına ve uluslararası finans kuruluşlarıyla kuracağı iş birliklerine bağlı olacak.Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, İtalya ve Japonya gibi büyük ekonomilerin ilk aşamada projede yer almaması, bankanın gelecekteki finansal kapasitesi açısından yakından takip edilen başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor.DSRB NATO'nun Ekonomik Gücünü Artırabilir
Uzmanlar, yeterli sermaye desteği, şeffaf yatırım süreçleri ve uluslararası finans kuruluşlarıyla uyumlu bir yapı oluşturulması halinde DSRB'nin NATO'nun savunma ekonomisinde önemli bir dönüşüm başlatabileceğini belirtiyor.Böylece İttifak içerisinde külfet paylaşımının yalnızca savunma bütçeleri üzerinden değil, ortak yatırım ve finansman mekanizmalarıyla yürütüldüğü yeni bir dönemin kapıları aralanmış olacak.