Osmanlı Devleti yıllarca İslâmın sancaktarlığını yapmış İslam birliğinin korunmasına katkı sağlamıştır. Fetih için gittiği topraklarda İslamın yayılmasına önderlik eden Osmanlı, aynı zamanda günümüze kadar ulaşan tarihi eserler ortaya koymuştur. Bu eserlerin başında Bursa Ulu Camii gelmektedir. Bursa Ulu Cami, Osmanlı Devleti’nin pâyitahtında inşâ edilen ve günümüzde dahi ülkemizin en büyük camileri arasında yer alan bir yapıdır.Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Hazretleri'nin açılış hutbesini irâd ettiği bu Ulu Mâbed, adeta Bursa şehrinin kalbi konumundadır. Cami aynı zamanda “Cami-i Kebîr” olarak da adlandırılmaktadır. .jpg)


İlk planlandığında cami, medrese, hamam, bedesten, dükkânlar ve meşrutalardan teşekkül eden bir külliye halinde tasarlanmış, daha sonraki devirlerde etrafına şadırvanlar, muvakkithâne, muallimhâne, müezzin ve muvakkit odaları gibi yapılar ilâve edilmiştir. Son yıllarda bu ilâve yapılar ortadan kalkmış, hamamı da işlevini yitirmiştir. Cami, bedesten ve medrese etrafındaki dükkânlar aslî vazifelerini yürütmektedir.Bursa Ulu Camii’nin 3 ana kapısı vardır. Bunların dışında 1740 yılında açılan 200 yıldan fazla kullanıldıktan sonra kapatılan, Hünkâr Kapısı olarak adlandırılan kapı da 4. kapı olarak kullanılmıştır.2 minaresi bulunan caminin batıdaki minaresine iki ayrı yol ile çıkılmaktadır. Batı minaresi Ulu Cami’nin inşaatı ile birlikte yapılan minaredir. Doğu minaresi ise kaidesinin oturacağı yerde Emir Han’ın ahırları bulunduğu ve bu yer Orhangazi Vakfına ait olduğu için cami inşaatı ile birlikte yapılamamıştır. Bu minare daha sonraki yıllarda Çelebi Mehmet Han tarafından yaptırılmıştır. Bu gecikme Yıldırım Beyazıt Han’ın hukuka saygıdaki hassasiyetini gösteren bir hadisedir.Cami en büyük hasarı 1855 zelzelesinde görmüş, 17 kubbesi yıkılmıştır. İçindeki şadırvan ve duvarlarında yer alan dev boyutlardaki hüsn-i hat yazıları, Ulu Cami’nin kendine özgü özellikleridir. Günümüzde Ulu Cami’de 21 hattat tarafından yapılmış 45 levha, 87 duvar yazısı bulunmaktadır. 
.jpg)

.jpg)
.jpg)
Yıldırım Beyazıt Han’dan Allah’a Şükür Nişanesi
Bursa Ulu Camii 1396-1399 tarihleri arasında 4.Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt Han tarafından yaptırılmıştır. Sultan 1.Beyazıt Han 1396 yılında haçlılarla yapılan Niğbolu Savaşı öncesinde savaşın kazanılması durumunda Bursa Şehrine 20 adet Cami yaptırmayı vaat etmiş, savaş sonrası elde edilen büyük zaferle dönemin manevi büyüklerinden aynı zamanda damadı olan Emir Sultan Hazretlerinin tavsiyesi üzerine 20 kubbeli büyük bir cami yaptırmaya karar vermiştir.Bu sebeple, Bursa Ulu Camii Yıldırım Beyazıt Han’ın Niğbolu Savaşından dolayı Cenab-ı Allah’a şükür nişanesi olarak yaptırdığı bir camidir.Bursa’nın Somuncu Babası: Şeyh Hamid-i Veli
Alaaddin-i Erdebilî Hazretlerinden aldığı icazetle tekrar Anadolu’ya; insan yetiştirmek ve İslam birliğinin sağlanması için insanlığa hizmet etmek için gelen Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Hazretleri, Osmanlı Devletinin payitahtı Bursa’ya yerleşmiştir. Helal kazanca büyük önem veren Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri manevi kimliğini de gizlemek amacıyla günümüzdeki Molla Fenari Mahallesinde “Ekmek Fırını” inşa etmiş, ekmek yaparak insanlara somun dağıtmaya başlamış aynı zamanda da talebelerini yetiştirmiştir.Bursa Ulu Camii inşaatında çalışan işçilere de Somun ekmeği ikramında bulunan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri halk arasında “Somuncu Baba” ya da “Ekmekçi Koca” olarak bilinir olmuştur.
Bursa Ulu Camii Açılışı
1396 yılında yapımına başlanan Bursa Ulu Camii’nin açılışı 1399 yılında adet olduğu üzere bir Cuma günü gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Devletinde bir gelenek olarak açılışı yapılan camilerde ilk hutbe padişah adına devrin manevi büyükleri tarafından yapılırdı. İlk hutbe görevi kendisine verilen Emir Sultan Hazretleri, devrin en büyük maneviyat önderi olarak Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’ni işaret etmiş ve hutbe okuması için arz etmiştir.Manevi sırrını daima gizleyerek talebelerinin eğitimleri ile meşgul olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri Emir Sultanın ricası ile Ulu Cami’de ilk hutbeyi irâd etmiştir. Hutbede Kur’an-ı Kerim’in açılış suresi olan Fatiha Suresi’nin 7 farklı işâri tefsirini yapmıştır. Somuncu Baba olarak bildikleri kişinin büyük bir manevi önder olduğunu fark eden cami cemaati Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerine büyük bir teveccüh göstermiştir.Manevi sırrı ortaya çıkan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri Ulu Camii’nin açılışı sonrasında Bursa’dan ayrılmıştır. Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin ilk hutbeyi irâd ettiği Bursa Ulu Camii’nin ilk imamı, mevlidi kaleme alan ve hayatının sonuna kadar Ulu Camii’de imamlık yapacak olan Süleyman Çelebi¸ ilk müezzini ise Aziz Mahmut Hüdayi Hazretlerinin Hocası Üftade Hazretleri olmuştur.
Bursa Ulu Camii Hakkında Bilgi
2215 metrekare alanı kaplayan Bursa Ulu Cami, her biri dörder kubbeli 5 bölümden oluşmaktadır. Hemen hemen eşit büyüklükteki 20 kubbesinin ortasındaki kubbe açık olarak inşa edilmiştir. Bu kubbenin altında on altı köşeli büyük mermer bir şadırvan bulunmaktadır. Telle örtülü bu orta kubbe ile yağmur damlalarının havuzda toplanması amaçlanmış ve içeri giren ışıkla caminin aydınlatmasına katkı sağlanmıştır. Günümüzde bu kubbe camekânla kaplı olduğundan yağmur suyu toplama işlevini kaybetmiş ama aydınlatma görevi devam etmektedir.Yüz ölçüm olarak kendisinden daha büyük camiler olmasına rağmen, Bursa Ulu Camii kapalı namaz kılma alanı bakımından Osmanlı tarihinin en büyük camisidir. Ulu Camii aynı zamanda Erken Dönem Osmanlı Mimarisi, çok kubbeli camileri arasında en büyük ve en anıtsalı olma özelliğine de sahiptir.
İlk planlandığında cami, medrese, hamam, bedesten, dükkânlar ve meşrutalardan teşekkül eden bir külliye halinde tasarlanmış, daha sonraki devirlerde etrafına şadırvanlar, muvakkithâne, muallimhâne, müezzin ve muvakkit odaları gibi yapılar ilâve edilmiştir. Son yıllarda bu ilâve yapılar ortadan kalkmış, hamamı da işlevini yitirmiştir. Cami, bedesten ve medrese etrafındaki dükkânlar aslî vazifelerini yürütmektedir.Bursa Ulu Camii’nin 3 ana kapısı vardır. Bunların dışında 1740 yılında açılan 200 yıldan fazla kullanıldıktan sonra kapatılan, Hünkâr Kapısı olarak adlandırılan kapı da 4. kapı olarak kullanılmıştır.2 minaresi bulunan caminin batıdaki minaresine iki ayrı yol ile çıkılmaktadır. Batı minaresi Ulu Cami’nin inşaatı ile birlikte yapılan minaredir. Doğu minaresi ise kaidesinin oturacağı yerde Emir Han’ın ahırları bulunduğu ve bu yer Orhangazi Vakfına ait olduğu için cami inşaatı ile birlikte yapılamamıştır. Bu minare daha sonraki yıllarda Çelebi Mehmet Han tarafından yaptırılmıştır. Bu gecikme Yıldırım Beyazıt Han’ın hukuka saygıdaki hassasiyetini gösteren bir hadisedir.Cami en büyük hasarı 1855 zelzelesinde görmüş, 17 kubbesi yıkılmıştır. İçindeki şadırvan ve duvarlarında yer alan dev boyutlardaki hüsn-i hat yazıları, Ulu Cami’nin kendine özgü özellikleridir. Günümüzde Ulu Cami’de 21 hattat tarafından yapılmış 45 levha, 87 duvar yazısı bulunmaktadır. 
Bursa Ulu Cami’de Kâbe Örtüsü
Minberin sağ tarafında yüksekçe bir yerde asılı duran siyah örtü, Kabe kapısının örtüsüdür. Mısır Seferi’nden sonra halife olan Yavuz Sultan Selim Han, Mekke’de Kabe’nin örtüsünü İstanbul’dan gönderilen yeni örtü ile değiştirmiştir. Yavuz, eski örtüyü ise Bursa’ya getirtip Ulu Cami’ye hediye etmiş ve kendi elleri ile taşıyıp asmıştır.Saf altın iplik ile üzerine ayetler işlenmiş bu örtü, yüzyıllar boyu kararmadan kalmıştır; ancak yapılan bazı hatalı restorasyonlar sonucu caminin rutubet alması üzerine işlemeleri dökülmüş olduğundan günümüzde ayetler ancak parlak ışık altında görülebilmektedir..jpg)
Bursa Ulu Camii Şadırvanı Hikâyesi
Bursa Ulu Camiinin dikkat çeken özelliklerinden bir tanesi de içerisinde havuzlu bir şadırvanın yer almasıdır. Üzeri açık olarak inşa edilen orta kubbenin altında havuzlu ve 16 köşeli olarak inşâ edilmiş bu şadırvan hakkında çeşitli hikâyeler anlatılmaktadır. Selçuklu eserlerinin mimari özelliklerini barındıran Ulu Camii’de bu şadırvanın da doğal olarak inşa edilmiş olması da muhtemeldir. Doğruluğu şüpheli olsa da Şadırvan hakkında anlatılan en meşhur hikâyelerden birisi şöyledir: Mimarlar camii için bugün Ulu Camiinin bulunduğu mevkide karar kılarlar. Söz konusu arsa üzerinde evi¸ bahçesi olanlara başka yerden muadil yer verilir. Hatta ceplerine birkaç kese altın sıkıştırılır¸ gönülleri hoş edilir. Ancak yaşlı bir kadıncağız bir “Evim de evim” feryadı tutturur. Değerinin fevkinde ücretlere omuz silker¸ bütün tekliflere “Olmaz” der. Önce vezirler¸ sonra bizzat Sultan¸ kadının ayağına gider¸ ikna etmeye çalışırlar. Ama o direnir.Sultan Bayezid caminin yerini sevmiştir. Hiç hesapta olmayan pürüz canını sıkar. Hatta divanı toplar¸ çözüm yolu arar. Kadılar “Mal onun değil mi?” derler¸ “Satarsa satar¸ satmazsa satmaz!” Meclis çaresizlik içinde dağılırken Bayezid’in aklına damadı gelir. Emir Sultan‘ı bulur meseleyi anlatır. Mübarek sadece tebessüm eder:-Acele etme¸ der¸ bir gecede neler değişmez?İhtiyar kadın o gece rüyasında mahşer meydanını görür. Annenin çocuğundan kaçtığı bir dehşet anıdır. Kalabalıkta korkunç bir azap endişesi vardır. O arada bir dalgalanma olur. İnsanlar âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanına koşarlar. Şefaat deryasına Kadıncağız da niyetlenir¸ ama bırakın yürümeye¸ kıpırdamaya mecali yoktur. Ayakları vücudunu taşıyamaz¸ ıstırapla yerleri tırmalar. Elinden kaçan büyük fırsat ciğerini dağlar. Feryat figan ağlamaya başlar. İşte tam o sırada Emir Sultan’ı görür:–Herkes cennete gitti¸ der¸ ben bir başıma kaldım burada!Mübarek o gönül ferahlatan tatlı sesiyle sorar:–Kurtulmak istiyor musun?Kadın nefes nefese cevap verir:-Hiç istemez miyim?–Öyleyse Sultanımızı üzme!Ertesi gün kadın ayağı ile gelir¸ evini verir. Üstelik önüne konulan ücreti de bağışlar camiye.
Bursa Ulu Camii Hat Levhaları
Bursa Ulu Camii, Osmanlı’nın ve dünyanın en zengin mimari özelliklerine sahip yapılarındandır. Hüsn-i Hat sanatı da eserin en belirgin özelliklerindendir. Tarih seven ve hat sanatı ile ilgilenen kişiler burada adeta görsel bir şölenle karşılaşmaktadır. Caminin içini âdeta hat müzesine çeviren ayaklardaki ve duvarlardaki yazılar Abdülfettah Efendi, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Sâmi Efendi, Mehmed Şefik Bey gibi meşhur hattatlara, tahrir ve konturlar da Mücellid Mehmed Efendi’ye aittir; camide II. Mahmud’a ait bir levha da yer almaktadır. XVI. yüzyılda varlığı bilinen bu yazılar en son 1855 depreminin ardından tamir görmüş, bir kısmı onarılmış, bir kısmı da silinip yeniden yazılmıştır.Sayısı yüzden fazla olan bu eserlerin bir kısmı duvar işlemesi, bir kısmı ise levha olarak yapılmıştır. Bu eserler dualardan, hadis-i şeriflerden, şiirlerden ve peygamberimiz ile Allah’ın isimlerinden meydana gelmektedir. Günümüzde Ulu Cami’de 21 hattat tarafından yapılmış 45 levha, 87 duvar yazısı bulunmaktadır..jpg)










