banner42

banner112

Radyo 16

S&P'den tepki çeken Türkiye kararı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P) Türkiye'nin kredi notunu B+'dan B'ye düşürdüğünü açıkladı.

Dünya 02.10.2022, 16:51
S&P'den tepki çeken Türkiye kararı

Kredi derecelendirme kuruluşları bir yandan Türkiye gibi ülkelerde 'gerçekleşen' büyüme ve iyileşmeleri görmezden gelirken, başka bir ülkede ise ekonomide bazı göstergelerin iyileşeceğine olan 'inanç' not yükseltme sebebi oluyor.

YÖNTEMİ TÜM DÜNYADAN SAKLIYORLAR

Kredi notu derecelendirme konusunda tekel oluşturan Moody's, S&P ve Fitch Ratings, ABD Sermaye Piyasaları Kurulu tarafından bir firmaya veya ülkeye kredi tahsisinin ne düzeyde riskli olduğunu derecelendirmeleri için yetkilendirildiler. Kredi derecelendirme kuruluşlarının yaptıkları analizler sonucunda objektif bir görüş ve not sunması beklenir ancak, bu kuruluşlar kullandıkları derecelendirme modellerinin içeriği hiçbir şekilde kamuoyuna açıklamıyor.

Özellikle 1997 Asya Finansal Krizi ve 2008 küresel krizinde verilen kredi notları, bu kuruluşların 'şirket ve ülkelere not vererek' yatırımcılara yol göstermediklerini, operasyonel bir güç gibi hareket ettiklerini gözler önüne serdi. Bu kuruluşlar, Asya Krizi sırasında Endonezya, Güney Kore, Malezya ve Tayland'ın kredi notlarını 'beklenmedik bir şekilde' Temmuz 1997 ile Kasım 1998 arasında 5 kademe birden indirerek, yatırımcıyı panikletip krizin derinleşmesine neden oldu.

'Üç büyük' denilen kuruluşlar aynı zamanda, batık şirketlerin kredi notlarını yüksek tutarak son güne kadar kredi çekebilmelerini sağlıyor. Enron, Worldcom, Parmalat ve Lehman Brothers gibi şirketlere batmadan hemen önce yüksek kredi notları verilmişti. Öyle ki, finans çevrelerinin dedektifi olarak bilinen Michael Lewis'in 'The Big Short: Inside the Doomsday Machin' kitabının sinema uyarlamasında, kredi derecelendirme kuruluşlarının 'parayla not sattığına' yer verilmişti.

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ TÜRKİYE KARARLARI 'SİYASİ'

2010 yılında ekonomisi batan ve Avrupa ülkeleri tarafından kurtarılmayı bekleyen Yunanistan'ın kredi notunu "yatırım derecesi" düzeyinde tutan kuruluşlar, 2010 yılında yüzde 9.2 ve 2011 yılında yüzde 8,5'le Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi Türkiye'nin notunu 'durağan' tuttu. OECD "Ekonomik Görünüm" raporunda, Türkiye için 2022 yılı GSYH büyüme tahmini yüzde 3.7'den yüzde %5.4'e çıkardı. Son açıklanan Ağustos ayı ihracat verileri, geçen yıla göre yüzde 13.1 daha yüksek.

2022 yılının ilk 6 ayında Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı yüzde 21 artarken, S&P'nin tüm dünyadan sakladığı 'yöntemiyle' Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi verilerle değil, siyasi motivasyonla izah edilebilir.

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ GÜVEN SORUNU

Kredi değerlendirme kuruluşları ülke veya şirketlerin aldıkları kredileri geri ödeme yeteneğini (kredibilitesini) ölçerler. Kredibilite ölçülürken ülkenin ekonomik göstergelerinin yanısıra, ekonomiyi doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen siyasi ve hukuki durumu göz önünde bulundurur ve ülke risklerini değerlendirerek son bir not takdir ederler.

Bu piyasayı elinde tutan Standard&Poor's, Moody's ve Fitch Ratings'in yaptıkları notlandırma, birbirlerinden bir miktar farklılık gösterse de en yüksek not AAA (veya Aaa) ve en düşük not D'dir. Bu kuruluşlar ülke ve şirketlerin hem kısa vadeli hem de uzun vadeli borçları geri ödeyememe durumunu değerlendirirler. Esasen bir ülkeyi veya şirketi değil o ülkenin tahvillerinin riskini ve ne kadar 'kredi vermeye/yatırım yapmaya değer' olduğunu ölçerler. Ayrıca ülkelerin hem kendi parası cinsinden hem de yabancı paralar cinsinden borçlanabilme yeteneğini de değerlendirir ve notlandırırlar. Verilen notların yanında pozitif (+), negatif (-) ve durağan ifadeleri de yer alır, bu ifadeler notlandırması yapılan ülkenin durumu hakkında gelecek dönem için nasıl bir beklenti içinde olduklarını gösterir. Bir not AA+ ise, bu ülkenin bundan sonraki dönem notlandırması konusunda yükselme beklentisi var demektir. Bu not AA- ise o ülke hakkında gelecek dönemde aşağı yönlü bir beklenti söz konusudur.

Kredi derecelendirme piyasasının en büyük üç şirketi Standard&Poor's, Moody's ve Fitch Ratings piyasanın yüzde 95'ini oluşturur. Bu üç kurum hariç başka hatırı sayılır şirketler olsa da piyasa genel olarak bu üçlünün elinde bir oligopol görünümü sergiler. Bu kurumlar 1900'lü yılların başlarından itibaren faaliyette, ancak yıldızlarının parlaması 1975 yılında Avrupa ve ABD'de Sermaye Piyasası Kurulları kanunlarıyla referans gösterilmeleri sonrasında olmuştur. Öyle ki büyük emeklilik fonları, bu kuruluşlardan en az ikisi BBB notu verdiği takdirde o ülkenin tahvillerini satın alabilir. Yine kurumsal yatırımcılar da yatırım yaparken bu şirketlerin değerlendirmelerine dikkat etmek zorundadırlar. Bu gibi zorunluluklar dış finansmana ihtiyaç duyan ülke ve şirketleri kredi derecelendirme kuruluşlarına bir şekilde mahkum etmektedir. Tabii ki bu kurumlar kendi öngörü ve hatta bazen önyargılarına göre ülke veya şirketlere not verdikleri için yanılma payları da yok değildir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının yanıldığı ve büyük krizlere yol açtığı örnekler tarihte mevcuttur. Bu örneklerin en yakın tarihli olanı 2008 yılında A2 notu verdikleri Lehman Brothers'ın batması ve mortgage krizinin dalga dalga ABD'den dünyaya yayılmasıdır.

TÜRKİYE'NİN KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI İLE İMTİHANI

Türkiye'nin kredi derecelendirme kuruluşları ile olan hikayesi 1990 yılında başladı. Ancak küresel sorunlar nedeni ile Standard&Poors'un Türkiye için verdiği 'yatırım yapılabilir ülke' notunu açıklaması, 1992 yılını buldu. Aynı yıl Moody's isimli kuruluş da Türkiye'ye Baa3 yani 'ortanın altında kredi derecesi' notu verdi. 1994 yılında ise Fitch B 'yatırım yapılamaz, aşırı spekülatif' notu verdi. Türkiye 1994 yılında kaybettiği yatırım yapılabilir statüsünü 2013 yılında tekrar kazandı, ancak bu durum sadece 3 yıl sürdü, Türkiye'deki darbe girişimi sonrası bu not düşürüldü.

Türk kamuoyunda 'sıfırcı hoca' olarak bilinen kredi derecelendirme kuruluşlarının (özellikle Moody's için bu tabir kullanılır) verdikleri notları o ülkede yatırım yapmak isteyen yatırımcılar an be an takip ederek paranın akacağı ülkeye karar verirler. Örneğin 1997 yılındaki Doğu Asya Krizi'nde söz konusu Asya ülkeleri hakkında verilen ve ülkelerin yatırım yapılamaz olduğunu belirten notların hemen akabinde bu ülkelerdeki krizlerin daha da derinleştiği görüldü.

2016 yılında Türkiye'deki darbe girişiminin ardından yaşanan görece hızlı toparlanmaya rağmen kredi derecelendirme kuruluşları not verme takvimlerinden erken bir şekilde Türkiye'nin notunu düşürdüler veya durağana çevirdiler, bu yolla finansal piyasaların darbe girişiminden aldığı yaranın büyümesine katkıda bulundular. Her ne kadar darbe girişiminin hemen ardından Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek küresel yatırımcılara telekonferans yolu ile ülkede her şeyin rayına girdiği ve kontrol altında olduğu mesajını verse de, bu mesajların olumlu etkileri kredi derecelendirme kuruluşlarının negatif notlandırmaları ile azaldı. Standard&Poor's darbe girişiminden sadece beş gün sonra 20 Temmuz 2016'da takvim dışı bir şekilde Türkiye'nin notunu düşürdü. Aynı kuruluş yine takvimine aykırı olarak Türkiye'nin not görünümünü 27 Ocak 2017'de negatife çevirdi. 27 Ocak 2017'de Fitch de Türkiye'nin kredi notunu bir basamak düşürdü. Moody's ise 23 Eylül 2016'da Türkiye'nin kredi notunu düşürürken 18 Mart 2017'de kredi görünümünü negatife çevirdi.

Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye hakkında yaptıkları büyüme öngörülerini sık sık yukarı doğru revize etmek zorunda kalır. Örneğin Moody's Türkiye'nin 2017 yılı büyüme oranını önce yüzde 2,2, sonra 2,6 en son da yüzde 3,7 olarak tahmin etmiş, ancak gerçek büyüme oranı yüzde 7,4 olarak gerçekleşmiştir. Bu da kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye hakkında oldukça negatif düşündüklerinin önemli bir göstergesidir.

DİĞER ÜLKELERDEN ÖRNEKLER

Türkiye konusunda oldukça cimri davranan kredi derecelendirme kuruluşlarının Yunanistan hakkında verdikleri kararlar oldukça ilginçtir. Bu kuruluşların not verirken dikkate aldıkları makroekonomik göstergelere göre bir değerlendirme yaparsak Türkiye'ye yüksek, Yunanistan'a ise düşük not vermeleri gerekiyor. Ancak durum bunun tam tersi seyrediyor. 20 Ocak 2018 tarihinde Standard and Poor's (S&P) Yunanistan'ın notunu B-'den B'ye yükseltti ve görünümünü pozitif olarak korudu. Krizden kendi ayakları üzerinde durarak çıkamayan Yunanistan'ın görünümü S&P'ye göre 'pozitif', ancak OECD içinde ikinci en hızlı büyüyen ülke olan Türkiye'de durum (S&P'nin Mayıs 2018 kararına göre) 'durağan' ve kredi notu düşürülüyor.

Genelde kararlarında birbirlerini takip eden bu kuruluşlardan Fitch Ratings de 19 Şubat 2018'de Yunanistan'ın kredi notunu B-'den B seviyesine yükseltti ve kredi notu görünümünü 'pozitif' olarak değerlendirdi. Bu not yükseltmenin açıklaması ise 'Fitch Yunanistan'da devam eden Gayri Safi Yurt içi Hasıladaki büyümenin desteği ile genel kamu borcu sürdürülebilirliğinin iyileşeceğine inanmaktadır' şeklinde oldu. Yani, kredi derecelendirme kuruluşları bir yandan Türkiye gibi ülkelerde 'gerçekleşen' büyüme ve iyileşmelere prim vermez ve bunları görmezden gelirken, diğer yandan başka bir ülkede ekonomide bazı göstergelerin iyileşeceğine olan 'inanç' not yükseltme sebebi oluyor.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının bahsettiğimiz objektif olmaktan uzak kararlarıyla ilgili olarak tepki gösteren tek ülke Türkiye değil. İtalya 2014 yılında Standard&Poor's ve Fitch Ratings'i 2011 ve 2012 yıllarında İtalya'nın notlarını kırarak piyasaları olumsuz etkilediğini gerekçe göstererek mahkemeye vermişti. Yine 2014 yılında AB içinde de bu kuruluşların güvenilirlikleri masaya yatırıldı ve çalışmalarına yönelik üç teknik standardizasyon yönetmeliği onaylandı. Bu yönetmeliğe göre kredi derecelendirme kuruluşlarının kararlarında daha şeffaf olmalarını sağlayacak ve denetimlerini kolaylaştıracak adımlar atıldı. Diğer yandan yatırımcıların kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notlarına bağımlılığını azaltacak ve bu kuruluşlar arasında rekabeti teşvik edecek bir yapı kurulması için çalışma başlatıldı. Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi ESMA, kredi derecelendirme kuruluşlarının ayırımcılık ve kayırmacılık yapıp yapmadığı konusunda da bir denetim mekanizması kurdu.

AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI İLE KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI

Kredi derecelendirme sistemi objektif işlediği ve rant meydana getirme çabasında olmadığı durumda oldukça faydalı bir işleyiş sağlar. Riski büyük olan ülke veya şirketlerin risk primi ve tahvillerinin faiz oranları yüksek tutulur ki risk alan yatırımcı korunsun. Diğer yandan tahvilleri ve görünümü olumlu ve riski düşük ülkeler, düşük faizle borçlanabilir. Yatırımcı da getirisi garanti olduğu için o ülke veya şirketin tahvillerini güvenle alır. Ancak kredi derecelendirme sisteminde arıza olur da riskli ülkeler az riskli gösterilir veya riski düşük ülkeler yüksek riskli gösterilerek cezalandırılırsa, bu durum krizlere ve haksızlığa yol açar. Bu kuruluşların en büyük dezavantajı değerlendirmelerin bir noktaya kadar rakamlara dayanarak, bir noktadan sonra ise öngörü ile yapılmasıdır. Hata payları vardır ve bunun tarihte pek çok örneği vardır. Yanlış veya güdümlü değerlendirmeler, piyasalarda moral bozukluğu ve işlerin bozulması sonucunu doğurur.

2007-2009 krizinde üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun yaptığı notlandırmalar ve batan şirketlerin yüksek kredi notlarına sahip olması, bu kuruluşlara olan güveni dünya çapında azaltmış ve AB ile ABD'de hem alternatif kuruluşlar arayışına gidilmiş, hem de kredi derecelendirme kuruluşlarını kontrol edecek mekanizmalar geliştirilmeye başlanmıştır.

Dış finansmana ihtiyaç duyan ve küresel finans sistemine entegre olan ülkelerin şu anki konjonktürde bu kuruluşlarla çalışmaktan başka çaresi yoktur. Ancak Türkiye örneğinde olduğu gibi sürekli bir not düşürülmesi tehdidi altında bu kuruluşlarla çalışmak da oldukça yıpratıcı ve piyasaları bozucu etki yapmaktadır. Uzun vadede dış finansmana olan ihtiyacı azaltacak şekilde yapısal reformlara gidilmesi kredi derecelendirme kuruluşları ile baş etmenin en kestirme ama çok çetin bir yoludur.

Yorumlar (0)
banner113
12°
kapalı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 15 34
2. Rizespor 14 25
3. Pendikspor 14 25
4. Keçiörengücü 14 25
5. Boluspor 14 25
6. Samsunspor 14 24
7. Bodrumspor 14 22
8. Manisa FK 13 20
9. Sakaryaspor 15 19
10. Altay 14 18
11. Bandırmaspor 13 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 13 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4

Gelişmelerden Haberdar Olun

@