banner42

01.11.2020, 09:01

Anaokulunda zor çocuk ile baş etme

            Büyük umutlarla evlenip yıllarca birikimlerimizle kaliteli bir yaşam kurmayı düşleyerek dünyaya getirdiğimiz çocuğumuzda büyüme aşamasında neyin problem olduğu neyin problem olmadığı konusunda gerçekten soğukkanlı bir şekilde karar vermek çok önemli bir husustur. En büyük problem çocuğumuz dünyaya geldiğinde onunla ilgili gelişim sürecine hakim olmamaktan kaynaklanıyor. Özellikle yürümeye geç başlayan çocuklarda panik başlar. 9 aylık olan bebekler neden yürümüyor diye doktor doktor gezen aileler 15 aylığa kadar yürümeye çocukların normal olduklarını bilmeleri gerekiyor. Hatta bazı uzmanlar bu sürecin 18 aya kadar normal karşılanması gerekiyor olduğunu düşünüyorlar.

            Aile olarak çocuğumuzun geç yürüme ihtimalini görüyorsak ve bu durumu bir hekime danışmak istiyorsak ilk önce gideceğimiz hekim çocuk nöroloji uzmanı olmalıdır Eş zamanlı olarak da bir çocuk psikiyatri uzmanına danışmak gerekir. Çocuk nöroloji ve psikiyatri uzmanı gerekirse konsültasyon için farklı branşların fikrini alabilir. Bu konuda soğukkanlı davranıp fiziksel olarak bir problem olup olmadığı konusunda emin olmamız gerekir. Eğer fiziksel bir problem varsa yapılabilecek en iyi tedavi yöntemlerini araştırıp uygulama yollarını bulmalıyız. Fiziksel hiçbir problem olmadığını düşünüyorsak olayın tamamen genetik olduğunu düşünmeliyiz. Ailede geç yürüme olayının olup olmadığı konusunda araştırma yapmalıyız.

Konuşma gecikmesi de bir diğer problemimiz. Bu konuda özellikle çocuk 20-24 aylık olduğunda hala kelimelerle, cümle kurmakta zorlanıyorsa mutlaka bir sorun olduğunu kabul etmek gerekli sağlık araştırmalarını yapmak gerekiyor. Özellikle Çocuk Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı kontrolünde DKT (Dikkat ve Konuşma Terapisi) Uzmanından takviye eğitimler almalı. Bu eğitimlerin süresi her çocuk için değişmekle birlikte en az 6 ay sürmektedir.

            Çocuğumuz ile ilgili karşılaşacağımız bir diğer problem de yemek yememe problemi olabilir. Bu tabi ki her bebekte karşı karşıya kalınacak bir problem olmayabilir. Eğer çocuğumuz 1 yaşına gelmişse ve yemek yemiyorsa bebeğimize nasıl yeme alışkanlığı kazandırdığımıza bakmamız gerekiyor. Yeme alışkanlığı kazandırma konusunda atalarımızın yöntemlerini denemek çoğu zaman doğru karar olabilir. Çocuğumuz anne sütünü alabildiği kadar almalıdır. Daha sonra ek gıdalara ve katı gıdalara annenin sütünün yeterliliğine göre karar vermek gerekir. Bu konuda anne sütü yeterli kadar beslenme için yeterli değilse yemek sularından başlayarak çocuğumuzu beslemeye başlamamız gerekir. Tabi ki katı yiyecekler de beslenme için kullanılabilir. Özellikle çocuklarımızın beslenme alışkanlığının doğuştan geldiğini bilmemiz ve sevmediği besinler konusunda farkındalık içinde olmamız gerekir. Tabi ki bu konuda çocuklarımızın yeme alışkanlığı konusunda keşfedilmesi gerekir. Bunu da çocuklarımıza her türlü besini vererek öğrenebiliriz. Ayrıca çocuklarımızı, sevmediği veya alerjik yapıda olduğu yiyecekler konusunda hassas davranmamız ve çocuklarımızın beslenme planlarını bu çerçevede planlamamız gerekmektedir. Tabi ki burada ince bir çizgi var. Çocuklarımızın aileleri özellikle yemek konusunda yönetmemesi gerekir. Bu konuda özellikle annelerin kontrollü olmaları gerekir.

Bu problemlerin yanında öğrencilerde DEBH (Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Bozukluğu), Yaygın Gelişimsel Bozukluk, A tipik Otizm, Duygudurum Bozukluğu vb. problemlerde de karşılaşmak mümkün. Öğrenci de zihinsel bir gerilik yoksa kaynaştırma eğitimi ile normal sınıflarda eğitim görebilir.

Okullarda durum nasıl acaba? Eğitimci okuyucularımın buradan onları çok iyi anladığımı bilmelerini istiyorum. Zor çocuk kavramını kullandığımız öğrenci herhangi bir öğretmenin herhangi bir sınıfında çıkabilir. Özellikle anaokulu kademesinde üst tarafta yazdığımız sorunlarla karşılaşma ihtimali çok yüksek. Tüm araştırmalar şunu gösteriyor ki problemleri tespit eden de öğretmen, çözüm bulan da öğretmen. Çünkü öğrenci ile tam zamanlı bir anaokulunda haftalık ortalama 40 saat zaman geçiriyor bir öğretmen. Hem çok zorlanıyorlar hem de çok gelişiyorlar. Ben her zaman yukarıda yazdığım problemlerin birisi varsa öğretmenin şanslı olduğunu düşünürüm. Sınıfında zor çocuk olan öğretmenin problem çözme yöntemleri aşağıdaki gibidir.

            Sizlere zor çocukla karşılaşan bir öğretmeni 8 basamakta anlatacağım. Öncelikle bu yazdığımız aşamaları veliler de empati kurarak kendi açısından değerlendirebilir. Burada anlatılan çocuk bedensel ve zihinsel engeli olmayanlardır.

  1. ŞOK: Şok evresinde öğretmen ya donup kalır, ya kaçıp gider (çocuğu olduğu gibi kabul etmeme) ya da çocuğu olduğu gibi kabul edip mücadeleye başlar.
  2. SORGULAMA: Öğretmen neden bu çocuk benim sınıfımda? O kadar okul yönetimine söylüyoruz. Problemli çocuk almayın diye. Yönetim bana taktı. Her sene başıma geliyor. vb. sorularla sitemi sorgulayan tiplerdir.
  3. SUÇLAMA: Bu çocuk problemli. Ailesi de problemli. Bu tarz öğretmenlerin aile ile de yönetimle arası çok iyi değildir. Devamlı çocukla ilgili bir olumsuzluk hakimdir. Veliye her gün olumsuz bilgi verilir.Çocuğun adını artık okulun kampus müdürü dahil herkes biliyordur. Tam bir etiketleme söz konusudur. Psikolojik olarak kişi kendini suçlarsa depresyona gireceğinden herkes karşısındakini suçlar. Unutmayalım ki kim kimi suçlarsa suçlasın sorun hala çözülmemiştir.
  4. BASTIRMA: Bu aşamada problem yok ki oyunu oynanır. Öğretmen bir sorun yok der. Fakat her gün çocukla ilgili bir şikayet söz konusudur. Öğretmen durumun kontrolü bende diye söyler. Halbuki durum hiç öyle değildir. Çözüm aşamasına hala geçilememiştir.
  5. KABULLENME : İşte tam da aranılan aşama. Şok evresinde savaşmayı seçen her öğretmenin seçtiği ve başarıya ilk adımını attığı aşamadır. Her şeyden önce okul yönetimi öğrenciyi kayıt almışsa ve o öğretmenimizin sınıfına koymuşsa bunun bir nedeni vardır. Öğretmen öğrenciyi olduğu gibi kabul edip , mücadeleye başlar. Ailesinden bilgi alır. Varsa gittiği bir uzman iletişime geçer. Okulun rehber öğretmen/psikolojik danışmanı ile işbirliği yapar. Bu öğretmenimizin kafasında olumsuzluk yoktur. Sadece yardımcı olmak ve başarıya ulaşmak vardır. En büyük silahı da mesleğini ve insanları sevmesidir. Yardım etme yönü de işin olmazsa olmazlarındandır.
  6. MÜCADELE ETME (SAVAŞMA): Burada en çok sevdiğim kelime savaşma kelimesidir. Kaçmak, suçlamak, bastırmak gibi kavramlara yer olmayan bu bakış açısı başarının başladığı ikinci aşamadır. Öğrenci için yeni eğitim programlarının geliştirildiği ve asla pes etme duygusunun olmadığı aşamadır.
  7. DEĞİŞİM: Tabi ki birçok yöntem denendikten sonra çocuktaki gözle görülen değişimler başlamıştır. Değişim varsa öğrenme vardır. Öğrenme sadece hata varsa öğrenmedir.Problemli kişilerde psikologların başarı oranı %9, psikiyatri uzmanlarının başarı oranı %13 ve sınıf öğretmenlerinin (anaokul ve ilkokul) başarı oranı %85 düzeyindedir.
  8. DÖNÜŞÜM : Bu problem çözme sistemini alışkanlık haline getirirsek dönüşümlü düşünmeye başlamışız demektir. Bakış açımız artık değişmiştir. Öğrenciyi olduğu gibi kabul ediyoruz. Gelişime inanıyoruz. Hata yapıyoruz. Değişimi yönetiyoruz. Çok yoruluyoruz ama öğrenciyi kazanıyoruz.

Bu nedenle öğretmenlik çok zor ve kutsal bir meslektir.

hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 22 51
2. Konyaspor 21 42
3. Fenerbahçe 22 36
4. Alanyaspor 22 35
5. Beşiktaş 22 35
6. Hatayspor 22 35
7. Başakşehir 21 34
8. Adana Demirspor 22 34
9. Kayserispor 22 31
10. Gaziantep FK 21 31
11. Sivasspor 22 30
12. Karagümrük 22 30
13. Galatasaray 22 27
14. Giresunspor 22 26
15. Kasımpaşa 22 24
16. Göztepe 22 24
17. Antalyaspor 22 23
18. Rizespor 22 21
19. Altay 22 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. Samsunspor 20 33
7. İstanbulspor 20 33
8. Adanaspor 20 32
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 21 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 23 44
4. West Ham United 22 37
5. Tottenham 19 36
6. Arsenal 20 35
7. M. United 21 35
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 21 29
10. Leicester City 19 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 22 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 21 45
3. Real Betis 21 37
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Valencia 21 29
10. Athletic Bilbao 21 28
11. Espanyol 21 27
12. Celta Vigo 21 26
13. Osasuna 21 25
14. Granada 21 24
15. Elche 21 22
16. Getafe 21 21
17. Mallorca 20 20
18. Deportivo Alaves 21 17
19. Cadiz 21 15
20. Levante 20 11

Gelişmelerden Haberdar Olun

@