banner42

banner74

01.11.2020, 09:01

Anaokulunda zor çocuk ile baş etme

            Büyük umutlarla evlenip yıllarca birikimlerimizle kaliteli bir yaşam kurmayı düşleyerek dünyaya getirdiğimiz çocuğumuzda büyüme aşamasında neyin problem olduğu neyin problem olmadığı konusunda gerçekten soğukkanlı bir şekilde karar vermek çok önemli bir husustur. En büyük problem çocuğumuz dünyaya geldiğinde onunla ilgili gelişim sürecine hakim olmamaktan kaynaklanıyor. Özellikle yürümeye geç başlayan çocuklarda panik başlar. 9 aylık olan bebekler neden yürümüyor diye doktor doktor gezen aileler 15 aylığa kadar yürümeye çocukların normal olduklarını bilmeleri gerekiyor. Hatta bazı uzmanlar bu sürecin 18 aya kadar normal karşılanması gerekiyor olduğunu düşünüyorlar.

            Aile olarak çocuğumuzun geç yürüme ihtimalini görüyorsak ve bu durumu bir hekime danışmak istiyorsak ilk önce gideceğimiz hekim çocuk nöroloji uzmanı olmalıdır Eş zamanlı olarak da bir çocuk psikiyatri uzmanına danışmak gerekir. Çocuk nöroloji ve psikiyatri uzmanı gerekirse konsültasyon için farklı branşların fikrini alabilir. Bu konuda soğukkanlı davranıp fiziksel olarak bir problem olup olmadığı konusunda emin olmamız gerekir. Eğer fiziksel bir problem varsa yapılabilecek en iyi tedavi yöntemlerini araştırıp uygulama yollarını bulmalıyız. Fiziksel hiçbir problem olmadığını düşünüyorsak olayın tamamen genetik olduğunu düşünmeliyiz. Ailede geç yürüme olayının olup olmadığı konusunda araştırma yapmalıyız.

Konuşma gecikmesi de bir diğer problemimiz. Bu konuda özellikle çocuk 20-24 aylık olduğunda hala kelimelerle, cümle kurmakta zorlanıyorsa mutlaka bir sorun olduğunu kabul etmek gerekli sağlık araştırmalarını yapmak gerekiyor. Özellikle Çocuk Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı kontrolünde DKT (Dikkat ve Konuşma Terapisi) Uzmanından takviye eğitimler almalı. Bu eğitimlerin süresi her çocuk için değişmekle birlikte en az 6 ay sürmektedir.

            Çocuğumuz ile ilgili karşılaşacağımız bir diğer problem de yemek yememe problemi olabilir. Bu tabi ki her bebekte karşı karşıya kalınacak bir problem olmayabilir. Eğer çocuğumuz 1 yaşına gelmişse ve yemek yemiyorsa bebeğimize nasıl yeme alışkanlığı kazandırdığımıza bakmamız gerekiyor. Yeme alışkanlığı kazandırma konusunda atalarımızın yöntemlerini denemek çoğu zaman doğru karar olabilir. Çocuğumuz anne sütünü alabildiği kadar almalıdır. Daha sonra ek gıdalara ve katı gıdalara annenin sütünün yeterliliğine göre karar vermek gerekir. Bu konuda anne sütü yeterli kadar beslenme için yeterli değilse yemek sularından başlayarak çocuğumuzu beslemeye başlamamız gerekir. Tabi ki katı yiyecekler de beslenme için kullanılabilir. Özellikle çocuklarımızın beslenme alışkanlığının doğuştan geldiğini bilmemiz ve sevmediği besinler konusunda farkındalık içinde olmamız gerekir. Tabi ki bu konuda çocuklarımızın yeme alışkanlığı konusunda keşfedilmesi gerekir. Bunu da çocuklarımıza her türlü besini vererek öğrenebiliriz. Ayrıca çocuklarımızı, sevmediği veya alerjik yapıda olduğu yiyecekler konusunda hassas davranmamız ve çocuklarımızın beslenme planlarını bu çerçevede planlamamız gerekmektedir. Tabi ki burada ince bir çizgi var. Çocuklarımızın aileleri özellikle yemek konusunda yönetmemesi gerekir. Bu konuda özellikle annelerin kontrollü olmaları gerekir.

Bu problemlerin yanında öğrencilerde DEBH (Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Bozukluğu), Yaygın Gelişimsel Bozukluk, A tipik Otizm, Duygudurum Bozukluğu vb. problemlerde de karşılaşmak mümkün. Öğrenci de zihinsel bir gerilik yoksa kaynaştırma eğitimi ile normal sınıflarda eğitim görebilir.

Okullarda durum nasıl acaba? Eğitimci okuyucularımın buradan onları çok iyi anladığımı bilmelerini istiyorum. Zor çocuk kavramını kullandığımız öğrenci herhangi bir öğretmenin herhangi bir sınıfında çıkabilir. Özellikle anaokulu kademesinde üst tarafta yazdığımız sorunlarla karşılaşma ihtimali çok yüksek. Tüm araştırmalar şunu gösteriyor ki problemleri tespit eden de öğretmen, çözüm bulan da öğretmen. Çünkü öğrenci ile tam zamanlı bir anaokulunda haftalık ortalama 40 saat zaman geçiriyor bir öğretmen. Hem çok zorlanıyorlar hem de çok gelişiyorlar. Ben her zaman yukarıda yazdığım problemlerin birisi varsa öğretmenin şanslı olduğunu düşünürüm. Sınıfında zor çocuk olan öğretmenin problem çözme yöntemleri aşağıdaki gibidir.

            Sizlere zor çocukla karşılaşan bir öğretmeni 8 basamakta anlatacağım. Öncelikle bu yazdığımız aşamaları veliler de empati kurarak kendi açısından değerlendirebilir. Burada anlatılan çocuk bedensel ve zihinsel engeli olmayanlardır.

  1. ŞOK: Şok evresinde öğretmen ya donup kalır, ya kaçıp gider (çocuğu olduğu gibi kabul etmeme) ya da çocuğu olduğu gibi kabul edip mücadeleye başlar.
  2. SORGULAMA: Öğretmen neden bu çocuk benim sınıfımda? O kadar okul yönetimine söylüyoruz. Problemli çocuk almayın diye. Yönetim bana taktı. Her sene başıma geliyor. vb. sorularla sitemi sorgulayan tiplerdir.
  3. SUÇLAMA: Bu çocuk problemli. Ailesi de problemli. Bu tarz öğretmenlerin aile ile de yönetimle arası çok iyi değildir. Devamlı çocukla ilgili bir olumsuzluk hakimdir. Veliye her gün olumsuz bilgi verilir.Çocuğun adını artık okulun kampus müdürü dahil herkes biliyordur. Tam bir etiketleme söz konusudur. Psikolojik olarak kişi kendini suçlarsa depresyona gireceğinden herkes karşısındakini suçlar. Unutmayalım ki kim kimi suçlarsa suçlasın sorun hala çözülmemiştir.
  4. BASTIRMA: Bu aşamada problem yok ki oyunu oynanır. Öğretmen bir sorun yok der. Fakat her gün çocukla ilgili bir şikayet söz konusudur. Öğretmen durumun kontrolü bende diye söyler. Halbuki durum hiç öyle değildir. Çözüm aşamasına hala geçilememiştir.
  5. KABULLENME : İşte tam da aranılan aşama. Şok evresinde savaşmayı seçen her öğretmenin seçtiği ve başarıya ilk adımını attığı aşamadır. Her şeyden önce okul yönetimi öğrenciyi kayıt almışsa ve o öğretmenimizin sınıfına koymuşsa bunun bir nedeni vardır. Öğretmen öğrenciyi olduğu gibi kabul edip , mücadeleye başlar. Ailesinden bilgi alır. Varsa gittiği bir uzman iletişime geçer. Okulun rehber öğretmen/psikolojik danışmanı ile işbirliği yapar. Bu öğretmenimizin kafasında olumsuzluk yoktur. Sadece yardımcı olmak ve başarıya ulaşmak vardır. En büyük silahı da mesleğini ve insanları sevmesidir. Yardım etme yönü de işin olmazsa olmazlarındandır.
  6. MÜCADELE ETME (SAVAŞMA): Burada en çok sevdiğim kelime savaşma kelimesidir. Kaçmak, suçlamak, bastırmak gibi kavramlara yer olmayan bu bakış açısı başarının başladığı ikinci aşamadır. Öğrenci için yeni eğitim programlarının geliştirildiği ve asla pes etme duygusunun olmadığı aşamadır.
  7. DEĞİŞİM: Tabi ki birçok yöntem denendikten sonra çocuktaki gözle görülen değişimler başlamıştır. Değişim varsa öğrenme vardır. Öğrenme sadece hata varsa öğrenmedir.Problemli kişilerde psikologların başarı oranı %9, psikiyatri uzmanlarının başarı oranı %13 ve sınıf öğretmenlerinin (anaokul ve ilkokul) başarı oranı %85 düzeyindedir.
  8. DÖNÜŞÜM : Bu problem çözme sistemini alışkanlık haline getirirsek dönüşümlü düşünmeye başlamışız demektir. Bakış açımız artık değişmiştir. Öğrenciyi olduğu gibi kabul ediyoruz. Gelişime inanıyoruz. Hata yapıyoruz. Değişimi yönetiyoruz. Çok yoruluyoruz ama öğrenciyi kazanıyoruz.

Bu nedenle öğretmenlik çok zor ve kutsal bir meslektir.

15°
az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31

Gelişmelerden Haberdar Olun

@