01.11.2020, 09:01

Anaokulunda zor çocuk ile baş etme

            Büyük umutlarla evlenip yıllarca birikimlerimizle kaliteli bir yaşam kurmayı düşleyerek dünyaya getirdiğimiz çocuğumuzda büyüme aşamasında neyin problem olduğu neyin problem olmadığı konusunda gerçekten soğukkanlı bir şekilde karar vermek çok önemli bir husustur. En büyük problem çocuğumuz dünyaya geldiğinde onunla ilgili gelişim sürecine hakim olmamaktan kaynaklanıyor. Özellikle yürümeye geç başlayan çocuklarda panik başlar. 9 aylık olan bebekler neden yürümüyor diye doktor doktor gezen aileler 15 aylığa kadar yürümeye çocukların normal olduklarını bilmeleri gerekiyor. Hatta bazı uzmanlar bu sürecin 18 aya kadar normal karşılanması gerekiyor olduğunu düşünüyorlar.

            Aile olarak çocuğumuzun geç yürüme ihtimalini görüyorsak ve bu durumu bir hekime danışmak istiyorsak ilk önce gideceğimiz hekim çocuk nöroloji uzmanı olmalıdır Eş zamanlı olarak da bir çocuk psikiyatri uzmanına danışmak gerekir. Çocuk nöroloji ve psikiyatri uzmanı gerekirse konsültasyon için farklı branşların fikrini alabilir. Bu konuda soğukkanlı davranıp fiziksel olarak bir problem olup olmadığı konusunda emin olmamız gerekir. Eğer fiziksel bir problem varsa yapılabilecek en iyi tedavi yöntemlerini araştırıp uygulama yollarını bulmalıyız. Fiziksel hiçbir problem olmadığını düşünüyorsak olayın tamamen genetik olduğunu düşünmeliyiz. Ailede geç yürüme olayının olup olmadığı konusunda araştırma yapmalıyız.

Konuşma gecikmesi de bir diğer problemimiz. Bu konuda özellikle çocuk 20-24 aylık olduğunda hala kelimelerle, cümle kurmakta zorlanıyorsa mutlaka bir sorun olduğunu kabul etmek gerekli sağlık araştırmalarını yapmak gerekiyor. Özellikle Çocuk Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı kontrolünde DKT (Dikkat ve Konuşma Terapisi) Uzmanından takviye eğitimler almalı. Bu eğitimlerin süresi her çocuk için değişmekle birlikte en az 6 ay sürmektedir.

            Çocuğumuz ile ilgili karşılaşacağımız bir diğer problem de yemek yememe problemi olabilir. Bu tabi ki her bebekte karşı karşıya kalınacak bir problem olmayabilir. Eğer çocuğumuz 1 yaşına gelmişse ve yemek yemiyorsa bebeğimize nasıl yeme alışkanlığı kazandırdığımıza bakmamız gerekiyor. Yeme alışkanlığı kazandırma konusunda atalarımızın yöntemlerini denemek çoğu zaman doğru karar olabilir. Çocuğumuz anne sütünü alabildiği kadar almalıdır. Daha sonra ek gıdalara ve katı gıdalara annenin sütünün yeterliliğine göre karar vermek gerekir. Bu konuda anne sütü yeterli kadar beslenme için yeterli değilse yemek sularından başlayarak çocuğumuzu beslemeye başlamamız gerekir. Tabi ki katı yiyecekler de beslenme için kullanılabilir. Özellikle çocuklarımızın beslenme alışkanlığının doğuştan geldiğini bilmemiz ve sevmediği besinler konusunda farkındalık içinde olmamız gerekir. Tabi ki bu konuda çocuklarımızın yeme alışkanlığı konusunda keşfedilmesi gerekir. Bunu da çocuklarımıza her türlü besini vererek öğrenebiliriz. Ayrıca çocuklarımızı, sevmediği veya alerjik yapıda olduğu yiyecekler konusunda hassas davranmamız ve çocuklarımızın beslenme planlarını bu çerçevede planlamamız gerekmektedir. Tabi ki burada ince bir çizgi var. Çocuklarımızın aileleri özellikle yemek konusunda yönetmemesi gerekir. Bu konuda özellikle annelerin kontrollü olmaları gerekir.

Bu problemlerin yanında öğrencilerde DEBH (Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Bozukluğu), Yaygın Gelişimsel Bozukluk, A tipik Otizm, Duygudurum Bozukluğu vb. problemlerde de karşılaşmak mümkün. Öğrenci de zihinsel bir gerilik yoksa kaynaştırma eğitimi ile normal sınıflarda eğitim görebilir.

Okullarda durum nasıl acaba? Eğitimci okuyucularımın buradan onları çok iyi anladığımı bilmelerini istiyorum. Zor çocuk kavramını kullandığımız öğrenci herhangi bir öğretmenin herhangi bir sınıfında çıkabilir. Özellikle anaokulu kademesinde üst tarafta yazdığımız sorunlarla karşılaşma ihtimali çok yüksek. Tüm araştırmalar şunu gösteriyor ki problemleri tespit eden de öğretmen, çözüm bulan da öğretmen. Çünkü öğrenci ile tam zamanlı bir anaokulunda haftalık ortalama 40 saat zaman geçiriyor bir öğretmen. Hem çok zorlanıyorlar hem de çok gelişiyorlar. Ben her zaman yukarıda yazdığım problemlerin birisi varsa öğretmenin şanslı olduğunu düşünürüm. Sınıfında zor çocuk olan öğretmenin problem çözme yöntemleri aşağıdaki gibidir.

            Sizlere zor çocukla karşılaşan bir öğretmeni 8 basamakta anlatacağım. Öncelikle bu yazdığımız aşamaları veliler de empati kurarak kendi açısından değerlendirebilir. Burada anlatılan çocuk bedensel ve zihinsel engeli olmayanlardır.

  1. ŞOK: Şok evresinde öğretmen ya donup kalır, ya kaçıp gider (çocuğu olduğu gibi kabul etmeme) ya da çocuğu olduğu gibi kabul edip mücadeleye başlar.
  2. SORGULAMA: Öğretmen neden bu çocuk benim sınıfımda? O kadar okul yönetimine söylüyoruz. Problemli çocuk almayın diye. Yönetim bana taktı. Her sene başıma geliyor. vb. sorularla sitemi sorgulayan tiplerdir.
  3. SUÇLAMA: Bu çocuk problemli. Ailesi de problemli. Bu tarz öğretmenlerin aile ile de yönetimle arası çok iyi değildir. Devamlı çocukla ilgili bir olumsuzluk hakimdir. Veliye her gün olumsuz bilgi verilir.Çocuğun adını artık okulun kampus müdürü dahil herkes biliyordur. Tam bir etiketleme söz konusudur. Psikolojik olarak kişi kendini suçlarsa depresyona gireceğinden herkes karşısındakini suçlar. Unutmayalım ki kim kimi suçlarsa suçlasın sorun hala çözülmemiştir.
  4. BASTIRMA: Bu aşamada problem yok ki oyunu oynanır. Öğretmen bir sorun yok der. Fakat her gün çocukla ilgili bir şikayet söz konusudur. Öğretmen durumun kontrolü bende diye söyler. Halbuki durum hiç öyle değildir. Çözüm aşamasına hala geçilememiştir.
  5. KABULLENME : İşte tam da aranılan aşama. Şok evresinde savaşmayı seçen her öğretmenin seçtiği ve başarıya ilk adımını attığı aşamadır. Her şeyden önce okul yönetimi öğrenciyi kayıt almışsa ve o öğretmenimizin sınıfına koymuşsa bunun bir nedeni vardır. Öğretmen öğrenciyi olduğu gibi kabul edip , mücadeleye başlar. Ailesinden bilgi alır. Varsa gittiği bir uzman iletişime geçer. Okulun rehber öğretmen/psikolojik danışmanı ile işbirliği yapar. Bu öğretmenimizin kafasında olumsuzluk yoktur. Sadece yardımcı olmak ve başarıya ulaşmak vardır. En büyük silahı da mesleğini ve insanları sevmesidir. Yardım etme yönü de işin olmazsa olmazlarındandır.
  6. MÜCADELE ETME (SAVAŞMA): Burada en çok sevdiğim kelime savaşma kelimesidir. Kaçmak, suçlamak, bastırmak gibi kavramlara yer olmayan bu bakış açısı başarının başladığı ikinci aşamadır. Öğrenci için yeni eğitim programlarının geliştirildiği ve asla pes etme duygusunun olmadığı aşamadır.
  7. DEĞİŞİM: Tabi ki birçok yöntem denendikten sonra çocuktaki gözle görülen değişimler başlamıştır. Değişim varsa öğrenme vardır. Öğrenme sadece hata varsa öğrenmedir.Problemli kişilerde psikologların başarı oranı %9, psikiyatri uzmanlarının başarı oranı %13 ve sınıf öğretmenlerinin (anaokul ve ilkokul) başarı oranı %85 düzeyindedir.
  8. DÖNÜŞÜM : Bu problem çözme sistemini alışkanlık haline getirirsek dönüşümlü düşünmeye başlamışız demektir. Bakış açımız artık değişmiştir. Öğrenciyi olduğu gibi kabul ediyoruz. Gelişime inanıyoruz. Hata yapıyoruz. Değişimi yönetiyoruz. Çok yoruluyoruz ama öğrenciyi kazanıyoruz.

Bu nedenle öğretmenlik çok zor ve kutsal bir meslektir.

banner27
banner33
banner25
-1°
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki politakasını başarılı buluyor musunuz?
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki politakasını başarılı buluyor musunuz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 9 23
2. Galatasaray 10 20
3. Fenerbahçe 10 20
4. Beşiktaş 9 16
5. Kasımpaşa 10 15
6. Gaziantep FK 10 15
7. Başakşehir 10 14
8. Karagümrük 9 13
9. Konyaspor 9 12
10. Rizespor 9 12
11. Malatyaspor 9 12
12. Hatayspor 7 12
13. Trabzonspor 10 12
14. Göztepe 8 11
15. Antalyaspor 10 10
16. Sivasspor 8 9
17. Erzurumspor 9 9
18. Kayserispor 8 7
19. Denizlispor 9 6
20. Gençlerbirliği 9 5
21. Ankaragücü 8 2
Takımlar O P
1. Altınordu 11 23
2. Ankara Keçiörengücü 11 21
3. Samsunspor 11 20
4. Adana Demirspor 10 18
5. İstanbulspor 10 18
6. Tuzlaspor 10 18
7. Altay 9 16
8. Giresunspor 10 16
9. Bursaspor 11 14
10. Balıkesirspor 11 14
11. Akhisar Bld.Spor 11 13
12. Adanaspor 9 12
13. Bandırmaspor 11 11
14. Ümraniye 11 10
15. Menemen Belediyespor 9 9
16. Ankaraspor 10 8
17. Boluspor 10 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Tottenham 10 21
2. Liverpool 10 21
3. Chelsea 10 19
4. Leicester City 9 18
5. Southampton 10 17
6. Wolverhampton 10 17
7. Everton 10 16
8. M. United 9 16
9. Aston Villa 8 15
10. Man City 9 15
11. West Ham 9 14
12. Leeds United 10 14
13. Newcastle 10 14
14. Arsenal 10 13
15. Crystal Palace 10 13
16. Brighton 10 10
17. West Bromwich 10 6
18. Burnley 9 5
19. Fulham 9 4
20. Sheffield United 10 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 11 24
2. Atletico Madrid 9 23
3. Villarreal 11 20
4. Real Madrid 10 17
5. Sevilla 9 16
6. Cádiz 11 15
7. Barcelona 9 14
8. Granada 10 14
9. Athletic Bilbao 10 13
10. Elche 9 13
11. Getafe 10 13
12. Deportivo Alaves 11 13
13. Valencia 11 12
14. Real Betis 10 12
15. Osasuna 10 11
16. Eibar 10 10
17. Real Valladolid 11 10
18. Celta de Vigo 11 10
19. Levante 10 8
20. Huesca 11 7

Gelişmelerden Haberdar Olun

@