banner42

banner112

13.03.2021, 12:24

Acıdan mı besleniyoruz?

Pandemi sürecinde çokça kaygılandık, tedbirleri dikkatle, olası riskleri endişeyle dinledik uzmanlardan.

Biraz karıştık, biraz durulduk. Kendimize döndük, hayatımızı, ilişkilerimizi, evimizi gözden geçirdik. Kalbimizin sesini daha çok dinleyip, ruhumuzu daha çok dinlendirdik.

Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak dedik. Kaybettiklerimize üzüldük, iyileşenlere sevindik. Kıymet bilir olduk, anın değerini anlamlandırdık. Sağlığı öncelikli tutmaya söylemlerimize aldık, sağlık çalışanlarının değerini anladık.

Uzak kaldık birbirimizden, yüz yüze olmayı, sosyal ortamlarda buluşabilmeyi diledik. Sokaklarda dolaşmayı, birlikte yemek yemeği, sarılmayı, günlük koşturmacaları, trafiği bile özledik...

Çoğaltmak mümkün, kazandığımız naif bakış açılarını...

Şimdilerde özlediğimiz o hayat akışı esneklik kazanmışken trafikte hiç bir şeyin değişmediği dikkatimi çeker oldu. Halen yayalara ya da bir araca yol vermeye eriniyor, yol isteyen araç sürücüsünü görmezden geliyor, aceleci davranmaya ve her şartta “yol benim” kompleksi ile ilerlemeye çalışıyoruz. Trafikte kaldığımız yerden devam ediyor, nezaketten yoksunluğumuzu elden bırakmıyoruz ne yazık ki!

Çok değil bundan 3 yıl önce bir röportaj için Bursa’dan İzmir’e doğru yola çıktığımızda araçtaki arıza nedeniyle yolda kalmıştık yol arkadaşım Hande Gençosman ile.

Çevre yolunun onarım çalışmaları sürerken ve orta şeritte ilerlerken aracın aniden arıza vermesiyle başlamıştı hikayemiz. Sağdan ve soldan geçen araç sürücüler “Yardıma ihtiyacınız var mı?” diye bırakın sormayı, neredeyse yolda kaldık diye ceza kesecek kıvamdaydılar, kornalar, araç içinden gerdan kıracak kadar eğilip bakmalar vs.  Kasko şirketi aracın çekilmesi için araç çekici yönlendirse de yol yapımı nedeniyle ağırlaşmış trafikte çekicinin gelmesi zaman alacaktı. Ve biraz daha bekleyecek, sürücülerin seyrine maruz kalacaktık.

Yaşadığımız herkesin başına gelebilecek sıradan bir yolda kalma hikayesiydi, şanslıydık ki şehir merkezinden henüz çok uzaklaşmamıştık, aracın yanına ulaşan polis memurları da bekleyişimize eşlik etmiş, geçen araç sahiplerinin merakla izleme seyrini baskılamışlardı...

O gün daha bir netleşti bende; toplum olarak seyretmeyi sevdiğimiz, yolda kalanı, zor zaman yaşayanı uzaktan seyretmeye meylimiz...

Çok uzağa gitmeyelim bu konuda, televizyon kanallarının reytinglerine bakarsak daha net anlayacağız durumu!

Esra Erol ve Müge Anlı’nın programları birbiri ile yarışırken, sıralamada birinciliği günün dizilerine kaptırsalar da ilk 10 listesinin daimileri konumundalar...

Reyting sıralamasında birinciliği kimseye bırakmayan zincirleme olaylar silsilesi diziler de tam tanımıyla “tutmuş” durumda! Demek ki dizi sektörü iş yapıyor, ki bu sevindirici! Onca zamanını ekran karşısında tüketen izleyiciye kattıkları ise düşündürücü! Düşündürücü çünkü dizi içerikleri hiç de iç açıcı değil...

Hiçbir yaşam ötekini ilgilendirmez, ilgilenmeyin, seyretmeyin birbirinizi kafasında değilim!

Ancak çok seyredilen program ve dizilerde; aldatma, cinayet, korku, saygıdan, sevgiden yoksun insan ilişkileri, öfke kontrol bozuklukları, ifade yoksunlukları dört nala koşunca dayanamıyor insan. Buradaki tehlike bana göre; bu izleme meselesinin iz sürmeyi tetiklemesi... yani olumsuz örnek teşkil etmesi!

Toplum böyle istiyor kafasını hiç anlamıyorum, madem ki izlemeyi seviyoruz topluma ne sunulduğuna bakmalı!

Diziler arasında en çok ilgi görenler arasında, olumlu etkinlikte olabileceği öngörülen Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitap uyarlamaları... Gerçek yaşamdan kesitler sunması, farkındalık adına önem taşıyor kuşkusuz. Hatta Kırmızı Oda’da bazı hikayelerde yoğun acıya tanıklık, doz aşımı olarak geliyor, daraltabiliyor insanı.

Bence acıdan beslenmeyi bırakmalıyız!

Dizlerde ya da ilk 10’da yer alan o programlardaki gerçek yaşam öyküleri; insanların başarıları, eğitimleri, verdikleri insani mücadeleler ve hayata dair çabaları olsa izlemez miyiz, bu bakış açısı toplumun eğitimine bir katkı koymaz mı, ne dersiniz?

Not: Ve Bursa, trafikte biraz daha özen, nezaket ve iyi niyet lütfen!

demetcorakli@gmail.com

parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4

Gelişmelerden Haberdar Olun

@